Giriş Sayfası Yap | Favorilerime Ekle |Yeni Kitap Özeti |Yeni Deyimler
Ekitap Kategorisi
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Amorrous_Nope
Anket
Ekitapcim. Net Deyimler
A B C D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S T U V Y Z

Abaci, kebeci, ara yerde sen neci?: : "Tamam, ilgililer bu ise karisabilirler, ama sen neci oluyorsun" anlaminda kullanilir.
Abayi yakmak: : Gönül verip âsik olmak, tutulmak."Türkmen kizina abayi yakali beri, sazi elinden düsürmez oldu."
Abbas yolcu: : 1. Yola çikmaya kesin kararli."Abbas yolcu! Daha fazla oyalamayin." 2. Ölmek üzere (olan). "Komaya girdi, abbas yolcu mu ne?"
Abesle istigal etmek: : Yersiz, yararsiz, bos ve anlamsiz seylerle vakit geçirmek."Su yasa geldin, ama abesle istigal etmekten vazgeçmedin."
Abuk sabuk konusmak: : Düsünmeden, birbiriyle ilgisi olmayan, tutarsiz, saçma sapan söz söylemek. "Yeter artik, abuk sabuk konusmalarina daha fazla dayanamayacagim."
Abur cubur: : Yararli olup olmadigi düsünülmeksizin rast gele yenen, yemek yerini tutmayan yiyecekler."Ne diye çocuklarin karnini abur cuburla doyuruyorsun?"
Aceleye getirmek (dara getirmek): : 1. Bir isi gerektigi gibi yapmayip, zaman darligindan yararlanarak birini aldatmak. "Tezgâhtar aceleye getirerek gömlegin defolusunu vermis."2. Zaman darligi sebebiyle gereken özeni göstermemek. "Yazin hiç de güzel degil, aceleye getirmissin."
Acemi çaylak: : Toy, tecrübesiz, beceriksiz. "Acemi çaylaga bak hele! Sen mi tamir edeceksin o saati?"
Aci çekmek (duymak): : 1. Agri, sizi duymak. "Kazadan sonra çok aci çekti." 2. Üzülmek, üzüntü içinde kalmak."Esini kaybedeli on yil oldu ama o hâlâ aci çekiyor."
Acisi içine (yüregine) çökmek (islemek): : Bir seyin verdigi aci, üzüntü benliginde derin iz birakmak."Elindeki tek evi de yanip kül olunca acisi yüregine isledi."
Acisini çekmek: : Yapilan yanlis bir isin dogurdugu sikinti ve üzüntüyü yasamak."Kestigim o agacin hâlâ acisini çekiyorum."
Acisini çikarmak: : 1. Aciligini yok etmek."Yagda kavurarak acisini aldi."2. Önceden ugradigi maddî ve manevî zarari sonradan gidermek. 3. Öç almak."Bir gün bana yaptiklarinin acisini senden çikaracagim."
Aci soguk: : Keskin, hosa gitmeyen, çok üsütücü soguk."Aci soguk insanin iliklerine isliyordu."
Aci söz: : Insanin gönlünü inciten, onuruna dokunan agir söz."Bu aci sözlerine kim katlanir saniyorsun?"
Aç acina: : Aç olarak, hiçbir sey yemeden."Bu is aç acina yapilmaz."
Açiga çikarilmak (alinmak): : Isinden çikarilmak, görevine son verilmek."Ise üç gün geç geldi diye açiga alindi."
Açiga vurmak: : Gizli, sakli bir seyi herkese duyurmak, ortaya çikarmak."Yillardir içinde sakladigi sirri mahkemede açiga vurdu."
Açigi çikmak: : Saklamakla görevli bulundugu para, esya veya baska bir seyin sayim sonucu eksik oldugu anlasilmak."Kasiyerin sali günü aksami on bin lira açigi çikti."
Açigini bulmak: : Herhangi bir isteki eksigi, hileyi veya zarari ortaya çikarmak."Hemen her yazisinda bir açigini bulmak mümkün."
Açik alinla: : Basari, seref, övünç ve dürüstlükle."Hemen her isten açik alinla çikar onlar."
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33
Anasayfa |Giriş Sayfası Yap | Favorilerime Ekle | İletişim | Site Haritası | Ekitap Gönder| Ekitap Istek| S.S.S | Siteniz Için | Rss |

Online :